"hayatı çalınan çocuklar için" bir milyon imza!
-
*
*
*Çocuklara yönelik; Şiddet, taciz, tecavüz suçlarında cezaların caydırıcı
olacak derecede ağırlaştırılmasını, suçu sabit görülen (rehabilitesi mümkün
...
Türk Sinemacılarına Gişe Önerileri
-
Öteki Sinema olarak sadece kötü film izlemeyi sevenlere değil, iyi filmleri
gişede batan sinemacılara da ulaşmayı boynumuzun borcu bildik. Bu misyonu
yükle...
Top 15 Kurt Adam Filmleri
-
2010′un iddialı yapımı ‘Wolfman”in yeniden çevrimi 12 Şubat’ta ABD’de, 19
Şubat’ta da ülkemizde gösterime girmeye hazırlanıyor. Bu sıralar korku
dünyası ‘y...
Fotoğrafçı Teyze
-
Görüntüler Nbl'deki bir maçtan. Faul ile biten bir pozisyon sonrasında
gördüm kendisini. Pota altında savaşan bir teyze görünümü var gibi; ama
acaba ülke...
The Informant
-
Yönetmen, Steven Soderbergh'in 90'lı yıllarda geçen gerçek bir yolsuzluk
hikayesinden esinlenerek çektiği bu film. Tam bir şuç-komedisi. Gerek
anlatımı , ...
Fotografando Patrizia (1985)
-
Fotografando Patrizia yasaklanmış, düşüncesi bile insanı rahatsız eden bir
duygunun, tutkunun işlendiği bir film. Açıklanamayacak, ifşa edilemeyecek
bir aş...
Tavi vs Ozan
-
Turkiye'de moda blogging elbette yabanci akranlari gibi cok yasadigi yere
ait birseymis gibi gelismiyor. Deniz Eda cok guzel bir sey soyledi az once
la...
Unutulmaz sahneler 9... Platoon...
-
Oliver Stone'un en sevdiğim filmi... Platoon...
Charlie Sheen, Willem Dafoe ve Tom Berenger'a pek çok ünlü ismin eşlik
ettiği film, Vietnam Savaşı temalı ...
alacağın olsun imdat yokuşu..
-
Poşetlerimize güvendiğimiz kadar kendimize de güveniyorduk ne de olsa geçen
imdat yokuşu maceramızda o karları yemiş bitirmiştik. Fakat bu sefer öyle
olma...
82. Oscar Adayları ve Değerlendirme
-
82. Oscar ödüllerinin adayları açıklandı. Bilindiği gibi 1944'den beri en
iyi film dalında -diğer dallarda olduğu gibi- beş film yarışıyordu. Bu yıl
değişi...
The Incident - Porcupine Tree (2009)
-
CD 1:
1. The Incident (55:15)
i. Occam's Razor (1:55)
ii. The Blind House (5:47)
iii. Great Expectations (1:26)
iv. Kneel And Disconnect (2:03)
v. Drawing ...
seabear - "we built a fire" (2010)
-
seabear'ın yeni albümü "we built a fire" nisan ayında satışa çıkacak. bu
kadar erken nete düşeceğini hiç tahmin etmiyordum, ancak haftaiçi "we built
a fire...
Orada sessiz sakin bir film gösterimi vardı
-
4-10 Aralık tarihleri arasında 2. İtalyan Film Haftası ismiyle Alkazar
sinemasında ve Pera Müzesi’nde yapılan film gösterimlerine dün 21.00′daki
Giulia Non...
oruç aruoba
-
şimdi :
ne ay çıkıp iniyor
ne güz gelip geçiyor
sen olmayalı.
sarı-kızıl yaprak
kuru-kırık dal
senle dolmayalı
yitiyor.
şimdi
sen olmayalı
olmuyor.
yoksun ...
Michel Gondry
-
Adı Soyadı: Michel Gondry Doğum Tarihi: 8 Mayıs 1963, Versay, Fransa
Yönetmen Hakkında: 8 Mayıs 1963’te, müzisyen bir anne ve ressam bir babanın
oğlu olara...
beşiktaş belediyesi tarafından düzenlenen "ustalara saygı" toplantılarına paralel olarak düzenlenen "arşivlik muhabbetler - yeşilçam'ı yaratanlara saygı" gecelerinde sinemaseverler bu hafta unutulmaz yılmaz güney filmleri ile buluşacaklar.
ortaköy kültür merkezi'nde bugün (8 şubat 2010) saat 20:00'den itibaren takip edilebilecek olan "yılmaz güney'le 2 saat" başlıklı toplantıya nebahat çehre, nilüfer aydan, suzan avcı ve temel gürsu gibi isimler de eşlik edecek.
daha önce "the black rider", "alice in wonderland", "woyzeck" müzikallerinin yazımına katkıda bulunan efsane, yeni bir müzikalle gündemde. adı henüz konmayan müzikalin hazırlanmasında tom waits'e, önceki 3 müzikalde de ismi olan, robert wilson yardımcı olacak. önümüzdeki yıl paris'te prömiyerini yapacak müzikalin yönetmeni ise daha önce "in bruges"u yöneten martin mcdonagh.
hayatını hırsızlık ilmi üzerine adayan, bunun sonucu olarak yaşamının belli bir kısmını kodeslerde sürdüren jack black, yaşamının son demlerinde bazı söylemlerde bulunur. söylemlerinin mevzusu kodes hayatının, suça bulaşmış insanları evcilleştirmek yerine daha da vahşileştirdiği üzerinedir. dört duvar arasında kapalı tutulan bir insana yapılan kötü muamelelerin insanı daha da suça teşvik edeceğini savunur. 1926'da yazdığı "kazanamazsın"da da bu derdini açıkça ortaya koyar, insanın hayatta hiçbir zaman kazanamayacağı fikriyle beraber. arzu eden şuradan daha fazlasını okuyabilir.
1974 yılında henüz 19 yaşında olan michael peterson, postahaneyi soymak üzereyken yakayı ele verir ve 3 yıl hapse mahkum olur. ilk gençliğinden beri kendisine hakim olan şiddet dürtüsü onu, bu 3 yıl içerisinde alter-egosu olan charles bronson'a dönüştürür. otel odası olarak gördüğü kodes, içerisindeki dürtüleri iyice açığa çıkarır ve suça bağımlı hale gelir. hep hayalini kurduğu ünlü olmayı normal yollarla beceremeyeceğinden o kendi yolunu bulur: ingiltere'nin en sorunlu mahkumu olmak. artık gazetelerde fotoğrafı çıkmaktadır. 3 yıllık kodes yaşantısı onun için neredeyse sürekli bir hale gelir; 34 yıldır içeridedir.
afişinde "21. yüzyılın otomatik portakalı" olarak lanse edilen "bronson", adını da hikayesini de gerçek bir karakterden alıyor. m. peterson'dan c. bronson'a dönüşüm ile beraber bronson'un içerisindeki nedensiz şiddeti dışa vurumunu tüm çıplaklığıyla bize yansıtıyor. kan kırmızısının fetiş olarak karşımıza çıktığı film bir yandan da bronson üzerinden şöhret kültürüne atıfta bulunuyor. filmi, "otomatik portakal" ile kıyaslamak ne kadar doğru olur bilmem ancak en az kubrick'in başyapıtı kadar sert bir film olduğunu söyleyebilirim.
ayrıca başrolde olan tom hardy'e ayrı bir paragraf açmak gerek. ilk olarak jason statham'a teklif edilen bronson rolü, statham'ın programının doluluğu yüzünden tom hardy'e kalmış ki isabet olmuş. hardy resmen alıp götürüyor filmi.
"bronson", yurdum sinemalarına uğramamıştı ancak !f istanbul'un "erkeklik halleri" bölümünde 11, 16 ve 20 şubat'ta gösterime girecek. aklınızda bulunsun. the walker brothers'ın "the electrician"ı eşliğindeki harika açılış sahnesini alttan izleyebilirsiniz.
daha önce pek çok defa beraber çalışan ikili yeni bir projeye imza atmaya hazırlanıyor. björk'ün "human behaviour" (1995), "army of me" (1995), "isobel" (1995), "hyperballad" (1996), "joga" (1997), "bachelorette" (1997) ve "declare independence" (2007) parçalarının kliplerini çeken fransız yönetmen, 2006 tarihli filmi "the science of sleep"te izlandalıya başrolü teklif etmiş, ancak bizimki kabul etmeyince rol charlotte gainsbourg'a gitmişti. björk, bildiğiniz üzere lars von trier'ın "dancer in the dark" filminde başrolde oynamış ve filmdeki performansıyla cannes'da en iyi kadın oyuncu rolünü kapmıştı. bu filmden sonra björk başka bir filmde rol almayacağını açıklamıştı. gondry ile olan bu yeni proje hakkında bilinen pek bir şey yok. ister misiniz gondry'nin yeni filminde björk oynasın?
bu sene ilk defa düzenlenen "altın kestane" ödüllerinde bu yılki sinema filmlerinin "en fena"ları seçildi. 26 kişilik jüri tarafından seçilen ve yılın en kötü filmlerine ödül veren altın kestane ödülleri, senaryosunu mahsun kırmızıgül'ün yazdığı "gecenin kanatları" filmini yılın en fena filmi seçti. işte bu yılın diğer en fenaları:
en fena film: gecenin kanatları, serdar akar en fena yönetmen: ali özgentürk, yengeç oyunu en fena erkek oyuncu: okan bayülgen, kanal-i-zasyon en fena kadın oyuncu: beren saat, gecenin kanatları alarm zili ödülü: serdar akar jüri özel ödülü: ali taran ve hıncal uluç