08 Şubat 2010 Pazartesi

ustalara saygı'da "yılmaz güney"

beşiktaş belediyesi tarafından düzenlenen "ustalara saygı" toplantılarına paralel olarak düzenlenen "arşivlik muhabbetler - yeşilçam'ı yaratanlara saygı" gecelerinde sinemaseverler bu hafta unutulmaz yılmaz güney filmleri ile buluşacaklar.

ortaköy kültür merkezi'nde bugün (8 şubat 2010) saat 20:00'den itibaren takip edilebilecek olan "yılmaz güney'le 2 saat" başlıklı toplantıya nebahat çehre, nilüfer aydan, suzan avcı ve temel gürsu gibi isimler de eşlik edecek.

Read more...

07 Şubat 2010 Pazar

tom waits'ten yeni bir müzikal

daha önce "the black rider", "alice in wonderland", "woyzeck" müzikallerinin yazımına katkıda bulunan efsane, yeni bir müzikalle gündemde. adı henüz konmayan müzikalin hazırlanmasında tom waits'e, önceki 3 müzikalde de ismi olan, robert wilson yardımcı olacak. önümüzdeki yıl paris'te prömiyerini yapacak müzikalin yönetmeni ise daha önce "in bruges"u yöneten martin mcdonagh.

Read more...

bronson (2009)

hayatını hırsızlık ilmi üzerine adayan, bunun sonucu olarak yaşamının belli bir kısmını kodeslerde sürdüren jack black, yaşamının son demlerinde bazı söylemlerde bulunur. söylemlerinin mevzusu kodes hayatının, suça bulaşmış insanları evcilleştirmek yerine daha da vahşileştirdiği üzerinedir. dört duvar arasında kapalı tutulan bir insana yapılan kötü muamelelerin insanı daha da suça teşvik edeceğini savunur. 1926'da yazdığı "kazanamazsın"da da bu derdini açıkça ortaya koyar, insanın hayatta hiçbir zaman kazanamayacağı fikriyle beraber. arzu eden şuradan daha fazlasını okuyabilir.

1974 yılında henüz 19 yaşında olan michael peterson, postahaneyi soymak üzereyken yakayı ele verir ve 3 yıl hapse mahkum olur. ilk gençliğinden beri kendisine hakim olan şiddet dürtüsü onu, bu 3 yıl içerisinde alter-egosu olan charles bronson'a dönüştürür. otel odası olarak gördüğü kodes, içerisindeki dürtüleri iyice açığa çıkarır ve suça bağımlı hale gelir. hep hayalini kurduğu ünlü olmayı normal yollarla beceremeyeceğinden o kendi yolunu bulur: ingiltere'nin en sorunlu mahkumu olmak. artık gazetelerde fotoğrafı çıkmaktadır. 3 yıllık kodes yaşantısı onun için neredeyse sürekli bir hale gelir; 34 yıldır içeridedir.

afişinde "21. yüzyılın otomatik portakalı" olarak lanse edilen "bronson", adını da hikayesini de gerçek bir karakterden alıyor. m. peterson'dan c. bronson'a dönüşüm ile beraber bronson'un içerisindeki nedensiz şiddeti dışa vurumunu tüm çıplaklığıyla bize yansıtıyor. kan kırmızısının fetiş olarak karşımıza çıktığı film bir yandan da bronson üzerinden şöhret kültürüne atıfta bulunuyor. filmi, "otomatik portakal" ile kıyaslamak ne kadar doğru olur bilmem ancak en az kubrick'in başyapıtı kadar sert bir film olduğunu söyleyebilirim.

ayrıca başrolde olan tom hardy'e ayrı bir paragraf açmak gerek. ilk olarak jason statham'a teklif edilen bronson rolü, statham'ın programının doluluğu yüzünden tom hardy'e kalmış ki isabet olmuş. hardy resmen alıp götürüyor filmi.

"bronson", yurdum sinemalarına uğramamıştı ancak !f istanbul'un "erkeklik halleri" bölümünde 11, 16 ve 20 şubat'ta gösterime girecek. aklınızda bulunsun. the walker brothers'ın "the electrician"ı eşliğindeki harika açılış sahnesini alttan izleyebilirsiniz.

Read more...

06 Şubat 2010 Cumartesi

michel gondry ve björk'ten ortak proje

daha önce pek çok defa beraber çalışan ikili yeni bir projeye imza atmaya hazırlanıyor. björk'ün "human behaviour" (1995), "army of me" (1995), "isobel" (1995), "hyperballad" (1996), "joga" (1997), "bachelorette" (1997) ve "declare independence" (2007) parçalarının kliplerini çeken fransız yönetmen, 2006 tarihli filmi "the science of sleep"te izlandalıya başrolü teklif etmiş, ancak bizimki kabul etmeyince rol charlotte gainsbourg'a gitmişti. björk, bildiğiniz üzere lars von trier'ın "dancer in the dark" filminde başrolde oynamış ve filmdeki performansıyla cannes'da en iyi kadın oyuncu rolünü kapmıştı. bu filmden sonra björk başka bir filmde rol almayacağını açıklamıştı. gondry ile olan bu yeni proje hakkında bilinen pek bir şey yok. ister misiniz gondry'nin yeni filminde björk oynasın?

Read more...

05 Şubat 2010 Cuma

1. altın kestane ödülleri

bu sene ilk defa düzenlenen "altın kestane" ödüllerinde bu yılki sinema filmlerinin "en fena"ları seçildi. 26 kişilik jüri tarafından seçilen ve yılın en kötü filmlerine ödül veren altın kestane ödülleri, senaryosunu mahsun kırmızıgül'ün yazdığı "gecenin kanatları" filmini yılın en fena filmi seçti. işte bu yılın diğer en fenaları:

en fena film: gecenin kanatları, serdar akar
en fena yönetmen: ali özgentürk, yengeç oyunu
en fena erkek oyuncu: okan bayülgen, kanal-i-zasyon
en fena kadın oyuncu: beren saat, gecenin kanatları
alarm zili ödülü: serdar akar
jüri özel ödülü: ali taran ve hıncal uluç

çok benzer bir haber için (bkz: razzie adayları belli oldu)

Read more...
Blog Widget by LinkWithin

  © Blogger templates Newspaper III by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP